Kendimle ilgili öyle birşeyler geliyor…

Uzun zamandır(nerdeyse 6-7 aydır) birşey yazmamışım buralara. Yazmak istedim, sadece blog yazmak için değil biraz aklımdakileri boşaltmak için. Blog yazmak demişken sanırım blog yazmanın popülerliği epey düştü. Eskiden insanlar’ın – arkadaşlarım- bir çoğu yüksek hit alıp reklam vermek için , isimlerini duyurmak için vb blog yazarlardı. Hatta bazıları iş vereni için bile blog yazardı. Şimdi sanırım envai çeşit sosyal medya (linkedin dışında) asli görevi bu olmasada bu işe yarıyor, insanlar artık sosyal medyada takılıyor, insanlar artık sosyal medyadan reklam – para kazanıyor veya iş arıyor (linkedin).

Bende artık eskisi kadar yazmıyorum ama benim nedenim bu üsteki nedenlerden hiç biri değil. Ben blog yazmıyorum çünkü ben artık birşey öğrenmiyorum. Yanlış duymadınız gerçekten birşey öğrenmiyorum / öğrenmiyoruz. İş hayatı birşey öğenmemize izin vermiyor, sadece bildiğimiz sınırlı bilgi ile bolca manüpilasyon ve entegrasyon ile müşterinin o anlık ihtiyacına cevap vermemiz isteniyor. Burada önemli kısım sınırlı bilgi değil müşteri ihtiyacı. Ben bu konuyu 2 ye ayırıyorum müşterinin şuan açık ve belli görünen ihtiyaçları, müşterinin bilmediği ama asıl gerçek ihtiyacı. Maalesef Türkiye’deki kurumsal şirketler dahil nerdeyse tüm şirketler şuan açık ve belli görünen ihtiyaçları için çalışıyor. Doğal olarak yapılmış programlar entegre ediliyor (yapılmış kütüphaneler kullanılıyor) ve satılıyor. Bildiğim kimse müşterinin bilmediği ve ihtiyaçı olan şeyleri bulmaya değer üretmeye yeni birşeyler bulmaya icat etmeye çalışmıyor.

Bende sizler gibi ( bu yazıyı okuyorsanız eminim sizde benim gibi) icat çıkarma, icat ve fikir yarışmalarına (innovasyon haftası, tet, TEB icat çıkar vb vb) ve sergilere gidip meraktan farklı birşey arıyorsunuz. Evet hiçbirşey bulamıyorsunuz. Bende bulamıyorum. İnsanların %90’ı sadece çok çok hızlı para kazanmak için birşeyin formunu değiştiriyorlar, kalan %9’u ego için yapıyorlar. %1’i meraktan ilerliyorlar. Yani ne icat ne bilim nede başka birşey yok. Hele bilimi yani teoriyi uygulamaya dökmeye çalışan asla.

Ama Girişimcilik? Orada da ciddi noktalarda problemlerimiz var, Evet udemy bir girişim örneği ama yemeksepeti öyle mi? Yemeksepeti CEO’su ABD’de gördüğü bu fikri Türkiye’de uygulamayı düşünmüş. Bence yemeksepeti bir İşletmeci için Girişimcilik ama bir mühendis/bilim adamı için değil. Biz mühendisler veya bilim adamları gerçekten elimizdeki tabu’ları yıkıp olmayan birşeyi oldurmaya çalışıyor muyuz? Sonucunun kimsenin tahmin bile edemeyeceği şeylerle uğraşıyor muyuz?  #BaşkaBirŞey (Videolar burada) dışında bu konuda bir çaba gösteren ekip / bireyler görmedim. Onlarda bu işleri yapacak parayı ve gücü nerden buluyorlar gerçekten merak ediyorum.

Kurumsal firmalar ve işlerin genel düzenine baktığımızda bizim heyecanlandığımız ve değiştiğimiz kadar hızlı değişmiyorlar. Çok daha statik ve tekdüze nerdeyse tüm işler. Belki 3 ayda 1 proje değiştirmek iyi mi gelir? Bunu kim sağlar ki, nasıl bir firma hem çalıştırır hem geliştirir hemde sıkmaz. Hemde hareketli Y neslinde. Dizi izlemek çok güzel (En yeni bitirdiğim dizi Agent X en son başladığım dizi The X Files) yada film izlemek yeterli mi? Büyük firmaların çarkları altında ezilmek istemeyen ben ile sadece para kazanmak için girişimci olmayı kabul etmeyen ben, ne yapmalı? nereye gitmeliyim? Sadece keşfetmek için koşarken nerede durmalıyım?

Hayat sadece iş ve projeden ibaret değil duygularda var ama bu yazı da duygulara girmeyeceğim.

Son 7 ayda ne değişti?
Artık kurumsal bir firmanın çarkında değilim. Aslında büyük bir gelişme bence, bazen kararlar radikal oluyor.
Artık İstanbul Firma ve İş konusunda 2 sene öncesine göre çok farklı düşünüyorum. Bakalım bu görüşüm değişecek mi?
Artık tamamen farklı hayallerim ve iyi kötü bir iş planım var. Başarısız şansı olmam yüksek ama başarılı olursam da sanırım daha mutlu olurum.
Artık daha fazla öğrenmek istiyorum ama hayatımı kazanacak kadar da para kazanmak fena olmaz.
Artık başkalarını daha az düşünüp daha çok kendimi düşünüp kendime odaklanıyorum.
Artık her anımı daha verimli geçirmeye çalışıyorum. 26 yaşında biri olarak çok fazla zamanım boşa geçmiş hissediyorum
Artık daha az sosyal medyaya takılıyor nerdeyse hiç haber okumuyorum. Kitap okuyorum.
Artık daha düzenli uyuyup uyanıyorum daha düzenli yemek saatlerim ve kahve içiyorum
Artık bu yazı kaç kişi tarafından okunur, o okursa ne der bu okursa ne der demektense kendi düşüncelerimi doğru mu ifade ettim onu kontrol ediyorum.
Artık beni mutlu edecek herşeyi izliyorum (güldür güldür vb)
Artık spotify heryerde, uyurken , ders çalışırken hatta bu yazıyı yazarken yanımda…

Son 7 aydaki keşkelerim?
Keşke işten daha erken ayrılsa idim, hatta hiç başlamasa idim…
Keşke kendimi birebir ilgilendirmeyen hiç bir işe bulaşmasa ek yük almasa idim.
Keşke zamanımı daha iyi geçirip şuan önümde bulunan problemi çözmek için daha çok çalışsaydım.
Keşke biraz kitap okusaydım biraz tekrar yapsaydım.
Keşke insanlarla daha az irtibat kursaydım ( bu artık’da da sayılır).
Keşke spor yapıp fazla kilolarımdan kurtulsa idim.
Keşke bir hobi alanında daha çok uzmanlaşabilseydim.

Bir dahaki yazım yine hayatıdaki radikal değişiklikler olunca gelecek. Umarım biran önce olur bu değişiklikler belki 3 belki 6 ay 🙂
(her an edit gelmiş olabilir, aklıma heryerde birşeyler gelebilir :P)
(imla-düzenleme-fikir vb için @Gokhan’a teşekkürler)

 

Reklamlar